TÜRKÜ PAYLAŞ

ankaralı ayşe oğuz yılmaz yaralarım sızlıyor göz oldu yandı yandı şu yüreğim köz oldu aşkımız bak elaleme söz oldu düşürdüğün diller bitirdi beni bahar geldi mor sümbüllü bağ oldu yazda geçti karlı karlı dağ oldu deli gönlüm içmeden sarhoş oldu

ayşe dinçer ne olur sustur artık arzunu emelini kırdılar gururunu aramadılar seni aradım bulamadım senin gibi seveni kimlere muhtaç olduk dur artık deli gönlüm

gülay niye çattın kaşlarını bilmiyom yar suçlarımı ben ölürsem saçlarını yolma gayri ben yandım aşkın narına meyletmem dünya malına ben ölürsem mezarıma gelme gayri

zara gurbeti meskenmi tuttun gittinde beni unuttun belki başka yar buldun bir selam gönder bari bayramdan bayrama ne yazarsın ne çizersin yollar ırak der gelmezsin gel desemde gelemezsin cemalin göster bari bayramdan bayrama

gülşen kutlu el çek tabip sinem üstünden sen benim derdimi bilebilmezsin yarem yürektendir yoktur ilacım sen benim yaremi sarabilmezsin

zuhal kıvırcık ali diyar diyar göçmez idim senden oldu ben bu kadar içmez idim hayırsız yar senden oldu havaya baktım ayazdı gitme zalim bana yazık saçımdaki bu beyazlık hayırsız yar senden oldu

ibrahim tatlıses felek aldın elimden ceylanımı ceylanım yetmez gibi birde körpe yavrumu nidelim evi barkı terkedelim aman sılamıza gidelim hele kadir kıymet bilen ellere gidelim ceylan seni nerden sorayım kara toprak aldı seni nerden sorayım

yüksel özkasap akşam oldu yine sardı karanlık kuş tüyünde yatsam olur samanlık beni hayal edip ağla sevgilim karşıma geçipte bana bakardın cennet gülü gibi bir aşk kokardın

yıldız tezcan elele tutuşup gezdiğim anı unutursun diye çok korkuyorum yeni bir sevgili bulunca beni unutursun diye çok korkuyorum

erkan petekkaya fincanın etrafı yeşil at kolun kolların boynumdan aşır serhoşam dilim dolaşır aman kız canım kız öldürdün beni el ettin göz ettin fincanın etrafi sarı ağlaram sızlaram ben zari zari

güllü muradova gene öpem ben vatanımın karış karış toprağını

güllü muradova güzelim kalbimden bağlıyam sana eziyet verirmi seven sevene yandırdın kalbimi kaşları keman beni derde salan yar sensiz yaşayabilmirem ey kaşları keman

gismet sevmiştim seni yetmiyesicede yine ne haberim var benim gönderdiğin yüzük parmağıma dar benim yara benden ok senden

ceylan uğur karakuş dallarımı kırdılar yarimden ayırdılar beni yarsiz koydular zalimler kitapsızlar gönlüme gönlüme düşmüşsen yar gönlüme vermem seni ellere bedel olsan ömrüme

ibrahim tatlıses uğur karakuş karagöz kirpik siyah ateş beni yandırmaz yaktı beni karagöz hastayım tabipe gidenim yok ben ölmüşem kardaş gene bugün dur gitme diyenim yok giderem bu ellerden

turan engin şu yüce dağları duman kaplamış yinemi gurbetten kara haber var seher vakti bu yerde kimler ağlamış çimenler üstünde gözyaşları var

ilyas salman gel halimi sorma bana ben bende değilim bugün kan ağlarım yana yana ben bende değilim bugün gurbet gezdim adım adım heryerde seni aradım köşelerde çok ağladım ben bende değilim bugün

ilyas salman yaram sızlar ağrır başım yastığa damlar gözyaşım tabutumu kaldırmayın yanımda yok bir kardaşım ecel gelirse bu cana baş ağrısı bir bahane mezar taşıma yazılsın bugün bana yarın sana

kemal sunal yavuz bingöl mezarımı derinde kazın dar olsun altı lale üstü sümbül bağ olsun ben ölürsem sevdiceğim sağ olsun evlerine vara gele usandım el kızını ben kendime yar sandım yüreğime hançerde vurdu gül sandım

aşık gülabi bunca zenginler yüzüne gül bakalım yalan dünya sen pervane yel allah'tan dön bakalım yalan dünya yazın yağmur kışında kar sanada bir emreden var ne saç koydun nede sakal yol bakalım yalan dünya

aşık gülabi neyin varda bugün niye yazmıyon kalem seni parça parça kırarım hiçmi benim hallerimi sezmiyon kalem seni parça parça kırarım mutluluk haykıran ozanda sensin kader çizgisini bozanda sensin koçyiğite idam yazanda sensin kalem seni parça parça kırarım

aşık gülabi sömürdün yedin canımı mapushane ranzaları emdin damardan kanımı mapushane ranzaları taş duvarlar evim oldu bütün derler beni buldu gardiyan göster yavrumu mapushane ranzaları

yavuz bingöl dağlar size sözüm var dertli çalar sazım var o yar sarmaz yaramı yüreğimde sızım var bülbül ağlar gül ağlar sazımdaki tel ağlar

yavuz bingöl bir kara sevda geldi başıma hiç bakmaz oldu gözüm yaşıma kurşun işlermi mezar taşıma bir garip geldi geçiyor ömrüm

yavuz bingöl gittiğin o yerlerde söyle huzurdamısın geride kalanların söyle farkındamısın atın beni denizlere vermeyin ellerine zaten hasret kalmışım o deniz gözlerine

türkü gurbet girdi kanımıza çare yoktur halimize vursam başım taştan taşa gitme vakti geldi anam ah anam garip anam gül kokulu garip anam bu ayrılık yedi beni tut elimden gelem anam

turan aksoy asker oldum vatanıma selam olsun eşe dosta gidipte dönmemek var hakkım helaldır canlara ağlama garip anam ben ölmedim şehit oldum merak etme hacı babam hesabımız sorulacak dağlar taşlar inleyecek bu vatan bölünmeyecek

ismail altunsaray kurusa fidanım güllerim solsa gönümde solmayan dalımsın benim yapraklarım gazel olsa dökülse yine taze fidan dalımsın benim ağarsa saçlarım belim bükülse birer birer hep dişlerim dökülse kurusa vücudum kanım çekilse yine şu gönlümün yarisin benim

bedia akartürk niye çattın kaşlarını bilmiyom yar suçlarımı ben ölürsem saçlarını yolma gayri dağlar bile gelse dile aşkın oldu bana çile ismim ayet olsa bile anma beni

bedia akartürk gayri dayanamam ben bu hasrete ya benide götür ya sende gitme ateşin aşkına yakma çıramı yar bağrıma vurdum kızgın dağları viran koydun mor sümbüllü bağları ya benide götür sende gitme hüseyinim geçiyor gençlik çağları ya benide götür ya sende gitme sen gidersen kendim verdar ederim bülbül gül dalına konmaz niderim elif kaddim büker kemed ederim ya benide götür ya sende gitme

gökmen gelde bitsin hasret bunca yıl oldu bahar geldi geçti zemheri oldu dilde takat kalmadı dilim lal oldu teller kopuk mızrap kırık sözüm dar yüzyüze gelmeden ölmekmi var özüne sözüne kurban olduğum

gökmen yeşil ayna takındınmı beline gelin kurban olam tatlı diline sen düşürdün beni alem diline kendi melül melül gözü yaşlıda yar sen sefa geldin

özgür ata neyledin gurbet elde yokmu derdin sunam gizlice ağladın ağlama yar ağlama yazık gözün yaşına öleyim ben yoluna

fadime akpınar yattım gurbet elde gam yastığına dağ gibi üstüme geldi ayrılık eşim dostum gelmez oldu yanıma böldü parça parça etti ayrılık

fatma mert açmam gönlümün kapılarını bırakında kitli kalsın o yar vurdu yüreğimden yaram derin gizli kalsın dokunma çek ellerini dermem elin güllerini nazlı yarin dillerini unutamam gizli kalsın

ezgi mert yıllar önce açılmıştı aramız yine bugün hatırıma sen geldin kabuk tutmuş küllenmişti yaramız yine bugün hatırıma sen geldin ayrılık treni gelir geçerken herkes kendisine bir yar seçerken sevda dağlarını delip geçerken yine bugün hatırıma sen geldin

Powered by Blogger.